Elektrik Elektronik Mühendisi Adayları için Üniversite Rehberi

Selam değerli meslektaşlarım. Tabi hepiniz meslektaşım olamayacaksınız ilk önce bu konuda bir anlaşalım. Bu zorlu patikada ilerlerken yarı yolda dönenler ya da yolu bitirdikten sonra başka alanlara sapmak isteyenler belki bu işi gerçekten yapanlardan daha çok olacaktır. Zira elektrik elektronik mühendisliği okumak her yiğidin harcı değildir.


Neden elektrik elektronik mühendisliği? Söylediklerin bütün mühendisliklerde geçerli değil mi?’ diye soranlarınız için cevabım şudur. Çünkü ben bu bölümde okuyorum, benim tecrübelerim bu bölüm için kesindir. Diğer bölümlere uyarlanması durumunda benzer sonuçları beraberinde getireceğine dair bir garanti veremem. En azından kul hakkı almak istemiyorum. Çünkü inanın bir bölümün isminin içinde sırf ‘Mühendislik’ geçiyor diye size mühendislik ile ilgili ‘Genelleme’ yazılar yazma yetkisi vermez, emin olun. Sonuçta Su Ürünleri Mühendisliği de bir ‘Mühendislik’ ama bu bölüm mezunu birinin mühendislik ile ilgili yazdıklarının makine, inşaat, elektrik elektronik gibi baba bölümleri de içine alması bana biraz kendini beğenmişlik gibi geliyor. (Söylemim hiçbir şekilde aşağılama, küçümseme içermemektedir.)

Neyse çok oyaladım sizi. Yorgun argın bir seneden çıktınız, bir savaşı başarı ile tamamladınız. Belki aynı cephede iki kez belki üç kez savaştınız hayalleriniz için. Ama zafer sizindir. En azından bunu okuyorsanız sizin olduğunu düşünüyorum.


Tabi kazanır kazanmaz başladı değil mi çevrenizdeki insanlar? Alt kattaki ölmeyi unutmuş Hatice Nine ‘Oğlum benim torunum ODTÜ’ de okuyor ama o bile iş bulamayacak gibiymiş. Sen bu üniversiteyle nasıl bulaçan ki iş?’ dedi değil mi sen apartman merdivenlerini kazanmanın mutluluğu ile  inerken. 


Ya da sonuçlar açıklandıktan sonra gittiğiniz piknikte Songül Halanın kocası doblolu enişten mangalın ardından ‘Memur ol memur. Özelde iş bulamazsın aç kalırsın valla. Ahanda buraya yazıyorum.’ Dedi ve o tavuğu boğazına dizdi değil mi? En kötülerinden biri her şeyi iyi düşündüğünü iddia edip aslında milletin arkasından bin bir dolap çeviren Nesrin Teyzen güne geldiği gün seni kenara çekti ‘Kız başına napçan sen onca erkeğin arasında? Öğretmenlik kazanaydın fena mı olurdu!’ şeklindeki çağ dışı düşüncesiyle daha şimdiden lanet ettirdi seni değil mi?

 Sanki bunlar yetmiyormuş gibi okula gittiğin ikinci haftadan ‘Abi işsiz kalcaz ya boşa okuyoz valla.’ ‘ÇAP yapmamız lazım yoksa kesin iş bulamayız.’ ‘Ortalaman 3.50’nin üstünde olmaz ise hiçbir yer almıyormuş abi ya..’ tipinde ‘Rakip eliyoz bissss’ kafasından sıyrılamamış minik cahilcikler ile karşılaştın değil mi?

Ama pes etme genç beyin! Çünkü bu senin yaşamın! ‘Yav he he sen bizim aileyi bilmi..’ ağzına bi tane çakarım bir de duvar çakar valla. Ablaya karşı gelinmez biir. İkincisi ise ailenin ne kadar kötü olması ya da maddi imkânsızlıklar hiçbiri hayatını çizmemen veya dik durmaman için bir sebep olamaz. Unutma bu hayat senin hayatın!

Sondaki minik cahillikler ile savaşman ya da kulağını tıkaman için de en büyük silahın benim! Yani umarım. Sen onları dinleme minik mühendis adayım.

Ben kim miyim? Bu yazı ile alakalı olarak şunu söyleyebilirim öğrenim dili %100 İngilizce olan elektrik elektronik mühendisliği öğrencisiyim. Ne ODTÜ ne de İTÜ’de okuyorum. Ortalama bir üniversitedeyim ama üniversitemi belirtmek istemiyorum.  Sizin gibiydim bende. ‘Üniversitenin etiketi yok işe alınmazsın, ortalamanı 3.50'nin üstünde olması lazım, ERASMUS yapman lazım.’ gibi onca dırdırın arasında ağlarken buldum kendimi birinci senenin sonunda.


Birinci sene bitti. İkinin ortalarındayım şu an. Ve çok fazla araştırma yaptım, çok dinledim, çok okudum. Tabi ki daha çok dinlemem ve öğrenmem gereken şey var.  Ama şu ana kadar bildiklerimi yazıya dökmek yararlı olabilir diye düşünüyorum.

Madde bir,devamsızlık yapmamaya çalış.Çok banal bir laf değil mi? Sonuçta sen üniversiteye devamsızlık yapmaya geldin değil mi? Çıkıp gezmek için, dersleri bir şekilde geçersin öyle değil mi?
Öyle olduğunu düşünüyorsan gerçekten üniversiteden kaydını sildirmelisin.

Derslerinde çok fazla devamsızlık yapmayarak aynı zamanda sosyal bir insan da olabilirsin. Evet bu mümkün. Üniversitedeki ders programı lise ya da ortaokul kadar sıkı ve dolu değil, hangi bölüm olursa olsun! Bazı bölümlerde daha gevşek (mesela üç dönemdir bizim haftada bir günümüzde ders olmuyor) bazıları diğer bölümlere göre sıkı olabilir. Yine de sonuca bakacak olursak ‘sabah sekiz akşam beş hafta içi her gün!’ programını uygulamayacaksın. Bu yüzden sakın devamsızlık yapmaya, not tutmamaya ve totoyu yaymaya kalkma.


Bu öneri ne kadar yazı içindeki en gereksiz en boş madde gibi gözükse de aslında en önemlilerinden biri. Ortalama kasmaktan bahsetmiyorum. Derste göreceğiniz dersler ne kadar ‘gereksiz’ gibi gözükse de aslında ileride uygulamasını göreceğiniz bazı şeylerin teorisini içermektedir. Bu yüzden dersleri kıl payıyla geçseniz bile konu içeriklerini güzelce öğrenmiş olmanızı tavsiye ederim.

Aslında her şeye rağmen ortalama önemli bir etken. Evet, aklına gelen şeyden bahsedeceğim sevgili Dünyalı. Erasmus. 

Eğer ki üniversiten değişim programını destekliyorsa mutlaka gitmeni öneririm. Desteklemiyorsa biraz zorlayarak Work & Travel yap. Sürekli dillere destandır yeni kültür tanımak güzeldir diye. Lütfen gittiğiniz değişim programında bulunan Türkler ile sürekli gezmek yerine yabancı uyruklu insanlarla kaynaşın. Öbür türlü gitmeniz size –özellikle dil açısından- hiçbir fayda sağlamayacaktır. Yurt dışında çalışmayı düşünüyorsanız o dönemde kuracağınız bağlantılar size yeni fırsat kapıları açabilir. İnsanlar ile iletişimi koparmayın. Bu konuyu İlber Ortaylı’nın söylediği bir sözle noktalıyorum.


Derslerden başladık derslerden devam edelim o zaman. Durum bellidir. İlk dönem göreceğiniz derslerin devamlarını bir sonraki dönem, sonraki yıl ise aynı dersin daha ağırını göreceksiniz. Bu yüzden temelleri iyi atmakta fayda var.



Mühendislik dört temel dala ayrılmaktadır. Elektrik, kimya, inşaat ve makine. Diğer dallar hep bu dört ana dalın alt dalıdır. Şimdi biz (her ne kadar üçüncü sınıfın sonunda alan tercihi yapacak olsak bile) hem bir ana dalın hem de bir alt dalın birleşimi olduğundan epey okkalıdır dersler. Birinci sınıfın birinci döneminde bir bilgisayar programlama dersi göreceksiniz. İsterseniz o programı öğrenmeye devam edin isterseniz başka bir programlama dil seçin ve bunu öğrenim hayatınız boyunca öğrenin.  Bu yine sizin öz geçmişinize kocaman bir artı olarak yansıyacaktır. (Birinci sınıfla ilgili gözlemlerim için tık)



Hele bir de İngilizce okuyorsanız… Evet, büyük mevzu bu İngilizce mevzusu. Sadece mühendislikte değil, herkes İngilizce bilmeli. Fırsatınız var ise mutlaka -%30 olsa bile- bölümü İngilizce okuyun. Eğer olmadıysa ilk seneden mutlaka İngilizce kursuna başlayın.  Hazırlık okuyorsanız durumunuza sakın üzülmeyin! Hazırlık dönemi büyük şanstır. Neden? Anlatayım.

Mezun olduğunuzda elinizde diplomayla dımdızlak mezun olursanız. ‘Yeaaa üniversiteliye iş yook’ kervanına katılırsınız. Bunun olmaması için yapmanız gereken ilk şeylerden biri bir öğrenci topluluğuna katılmak ve öz geçmişinize katabileceğiniz bir şeyler yapabilmektir.

Hazırlık bu yüzden büyük bir artıdır. Önünüzde uğraşılması, öğrenilmesi gereken bilmem kaç ders yoktur. Bundan ötürüdür ki boş vaktiniz –kısmen- bölüme göre daha fazladır. Bu da daha fazla katılınabilecek etkinlik girilebilecek kulüptür. Üniversitenizde ve şehrinizde bulunan etkinlikleri, seminerleri sürekli takip edin. Buradan kastım festivaller, konserler değildir. Tabi onlara da gidin ama ona gidebilmek için böyle bir yazı okumaya gerek yok bence.


Misal bizim üniversiteye kısa bir süre önce İlber Ortaylı geldi bir sonraki aya Kişisel gelişim zirvesi var. Bunlara katılın. İki kez kafeye gitmektense –zira bazıları ücretli oluyor- seminere katılın, sertifika alın. Size bahsettiğim öğrenci toplulukları üniversitede seminer düzenliyorlar. (Sertifika ile ilgili bu ayın sonunda yazacağım Ocak Gözdelerim yazımda bir siteden bahsedeceğim takipte kalın) İlk önce katılın daha sonra bir organizasyon nasıl organize edilir bunu öğrenmelisiniz. (Bir Organizasyonun Sahne Arkası)

Bu nasıl öğrenilir peki? Yukarıda söylediğim gibi bazı seminerleri üniversitelerdeki öğrenci toplulukları düzenlemektedir. İlk seneden bir topluluğa mutlaka katılın. Beğenmezseniz değiştirirsiniz. Aktif olun, sorumluluk almaktan korkmayın. Zira bunların hepsi özgeçmişinizde yer alacaktır.

Elektrik elektronik mühendisliği için en önemli öğrenci topluluklarından biri IEEE’dir . (bunu mutlaka bir araştırın, bilginiz olsun )

Öğrenci topluluğu dendiği anda insanların kafasında salsa dersleri, at binme dersleri ve bunun gibi şeyler akla geliyor. Evet, bunlardan birine de katılın hatta katılmakla kalmayın bir hobi edinin ardından bu hobiyi devam ettirin. Unutmayın film izlemek, kitap okumak bir hobi değildir.

 Hayatınız boyunca dans etmek istediyseniz araştırın bir dal seçin ve dans edin! Hep özenerek uzaktan baktığınız o müzik aletlerinden birini çalmaya başlayın. Üniversitenizin konumu hobi topluluklarının sayısında büyük bir etmendir.( Yamaç paraşütü, dalgıçlık, yelken gibi) Her şeyi üniversiteden beklemeyin. Üniversite size bilgiyi öğreten bir yer değildir. Bilgiyi öğrenen siz olacaksınız. Sonra 'AA elektromobil mi yapılmış aaa drone yapılmış bizim hiç haberimiz ok gizli saklı mı yapıyorlar bu projeleri .'diye gezersiniz ortada benden duymuş olmayın.

Bir de kazandığınız anda ilk işiniz gidip sosyal hesaplarınıza ekleyeceğinize bir Linkedin açmak olsun. Sektörün önde gelen insanlarına istek gönderin ve ağınızı yavaş yavaş genişletmeye başlayın. İş bulmaya çalışırken sizin en büyük yardımcınız iş bulma siteleri değil Linkedin olacak.


Şimdi sevgili dünyalılarım. Kişisel gelişim konusunda Türk öğrencilerinde inanılmaz bir yetersizlik var. En basitinden kendimizi ifade edemediğimiz anlar yaşıyoruz. Otobüsten inerken ‘inecek var.’ Demeye çekinenimiz bile vardır mutlaka. Çok ya da az olsun böyle bir eksiklik her birimizde olduğu için biraz da bu konu üstünde duracağım.

İlki ve en önemlisi kendinizi açık ve net şekilde ifade etmeyi öğrenin. İnanın bu büyük bir fark yaratıyor.  Yazı yazarak değil konuşarak, sunum yaparak ifade etmekten bahsediyorum. Seminerimize konuşmacı olarak katılan Apple APL Uzmanı Burak Gençay Bey yaptığı sunumda bizlere öğrencilerin çok iyi okullardan mezun olduğunu fakat aynı insanların sunum yapmaya gelince bir topluluğa düzgün şekilde hitap edemediğinden bahsetti.




Yukarıda yazan maddelerden herhangi birinin eksikliğini siz de yaşıyorsanız mutlaka bunu çözmenin bir yolunu bulmalısınız.

Son olarak sık sorulan sorulara geçmeden önce hemcinslerim için ufak bir yazı yazmak istiyorum. Çünkü son zamanlarda Linkedin’de beni çok sinirlendiren serzenişler görüyorum. Sevgili kadın mühendis adayları bu sektörün %90’ı erkeklerden oluşmaktadır. Bunun bir kabullenelim önce. Eğer ki siz çevrenizdeki erkeklere söz geçirebiliyorsanız, onlarla anlaşmakta ve iletişim kurmakta zorluk çekmiyorsanız bu bölüme gelin. Daha sonra mezun olduktan sonra sosyal medyada ‘Bni ciddiye almyrlr yeaa .s.s.’ diye gezmeyin. Linkedin profilinizi bir profesyonel gibi kullanın, şık bir fotoğraf koyun. Eğer orayı Instagram gibi kullanırsanız oradaki insanlar da size Instagram mecrasındaymış gibi davranırlar. Evet, bu ülkede kadın çok da değerli değil gördüğümüz cinayetlerin, şiddetlerin haddi hesabı yok. Fakat siz affedersiniz kendi yaptığınız bir eşeklik yüzünden –kişiliğinize uygun meslek seçmemek- o masum, acı çeken kadınların önüne geçip ‘Bu ülkede kadının hakkı yok yeaa’ diyemezsiniz!
Bunları lütfen göze alın. Görmezden gelip devam ederseniz de umarım bu sektörde sizinle karşılaşmayız. Aksi takdirde sizi ezmeye çalışan karşı cinslerinden daha kötü muamele görebilirsiniz benden.

Sık Konuşulan Konular:

-Etiketi olmayan bir üniversitede okumak.


Özellikle şu internet mecrasında almış başını gidiyor bu muhabbet. Etiketi olmayan üniversiteden mezun olana iş yok diye. Bunu diyen kişiler genellikle girdikleri üniversitenin isminden başka bir başarısı olmayanlardır. Kendi başarınızı kendiniz oluşturacaksınız. Yazının burasına kadar gelmişseniz ‘Nasıl?’ diye sormazsınız diye umuyorum. Ve inanın değiştireceğiniz iki işten sonra mezun olduğunuz okulun hiçbir önemi kalmıyor.

-Torpil Meselesi

Bu da yine komik bir şey. İnsanlar tutturmuş ‘Torpilsiz olmuyor.’ Şunu unutmayın kendi torpilinizi kendiniz oluşturacaksınız. Bunun için de o üniversiteyi yata yata geçirmemeniz gerekiyor.

-İş Bulmak Zor.

 Buna cevabı şu ekran görüntüsü ile vereceğim.


-Devlet mi Özel mi?


Kendilerini çok sevdiğim Eğitim Koçu Seray Ablamın(@edafosakademik) yazdığı yazıyı buraya yerleştirerek yine kafanızdaki birçok soru işaretinin silineceği kanaatindeyim.

           

-Üniversitem uzuyor!


Önemli olan kaç sene okuduğunuz değil neler yaptığınızdır. Siz okulu üstten ders alarak erkenden bitirseniz ama özgeçmişinizde mezun olduğunuz okuldan başka bir şey olmaz ise okulu altı senede bitirmiş ama sadece iki seminere katılmış insandan daha geriye düşersiniz.


 -Üniversitem bir şey öğretmiyor! Bir şey yapmıyor!

Üniversiteyi hala lise zannedenleri sağa alalım. Hah siz orada durun. Arkadaşlar üniversite size bir şey öğretmez. Siz üniversiteden bir şeyler öğrenirsiniz. Hala her şeyi önünüze sunmalarını beklemeyin lütfen.

İşte bu kadar dünyalılar. Öğrenimim hala devam etmekte. Belki yazıyı güncelleyerek devam ederim belki ikinci versiyonunu yazarak. Umarım aranızdan birine bile minicik faydam dokunabilmiştir. Hoşçakalın Dünyalılar.



Referanslar ve Kaynakçalar:

Edafos Akademik (Instagram: @edafosakademik)

Öldürücü 7 Gün #9 Kursakta Kalan Heves ve Gerçekleşen Hedefler

Se-lam sevgili Dünyalılar!

Size www.yalnizamaozgur.com'u takdim etmekten büyük bir gurur ve şeref duyarım. (Yalçın Güler'in katkılarıyla)



Sadece alan adı almakla kalmadık temamı da minimalistleştirdik. (Gerçi şu açıklama kısmı gözüme batıyor ama nazar boncuğu olsun)



Eski site tasarımımda sağ sütun gözüme inanılmaz kalabalık gözüküyordu. İnstagram uzantıları, spotify çalma listesi... Sanırım en sevdiğim yerlerden biri 'Buralarda da varım!' kısmı oldu.

Onun altında belli başlı kategoriler var. Burayı başta ben yukarıda bulunan menü kısmına alma niyetindeydim fakat Yalçın bana oranın gereksiz şekilde fazla kalabalıklaşacağını söyleyince ona epey hak verdim açıkçası.


Yukarıda bir iletişim sekmesi bulunmasına rağmen bir de aşağıya hızlı iletişim ekledik. Ve tabi ki Dünyalılarımı. 💖





İki tane instagram eklentisi olduğunu fark etmişsinizdir belki. İkincisi bu sene aktif ve İngilizce olarak kullandığım Bullet journal hesabımın linki.

Ve bu konuyla ilgili son olarak emeği geçen Yalçın Güler'e teşekkürlerim sonsuz.

Yeni yılın hedeflerinden bir tanesini şimdiden gerçekleştirdim.



Kursakta kalan hevesime gelirsek. Şu yazımda ilk çalışma deneyimimden bahsetmiştim. Bulunduğum ildeki kitap fuarında çalışma düşüncem vardı NEREDEYSE BİR YILDIR. Bu sene kesin olur diye bakarken bütün yayınevleri elemanlarını geldikleri yerden getirmişler. Ekstra kimse almadılar. Çok üzüldüm açıkçası. (ÖYLE BÖYLE DEĞİL)


Yine de kötü başlaması kötü devam edeceği anlamına gelmiyor. Savaşmaya devaaam!

Shakespeare Sevenlerin Bayılacağı Bir Anime: Zetsuen no Tempest


Anime orjinal adı: Zetsuen no Tempest: The Civilization Blaster


Sezonlar: Tek sezondan oluşuyor. (bölüm sayısı:24)

Manga Durumu: Mevcut fakat Türkçe çevrisi bulunmamaktadır. (En azından ben bulamadım.)

Konusu: Yoshino ve Mahiro ilkokuldan beri arkadaştırlar. Kusursuz olmayan hayatları bir gün Mahiro'nun üvey kız kardeşinin öldürülmesi ile alt üst olur.



Mahiro kız kardeşinin intikamını almaya yemin etmiştir bir gün yolu  "Kusaribe" adlı büyücü klanının en güçlü büyücüsü olan Hakase Kusaribe kesişir. Hakase bir adaya hapsedilmiştir ve oradan çıkmak için birinin yardımına ihtiyacı vardır. Mahiro'ya kız kardeşinin katilini bulacağını söz verdikten sonra adadan kurtulmanın yolunu aramaya başlar.







Yeni bir anime inceleme  ve tavsiye yazısından Dünyalılarımı selamlıyorum.


Animenin konusu aslında daha geniş fakat izlemek isteyenlere spoiler vermeden anlatabileceğimin en iyisi şeklinde anlatmaya çalıştım. İkinci yazım Fullmetal Alchemist olacaktı, mangasına başladığım için bitirdiğim zaman yazma kararı aldım.


Animeyi izlemeden önce Shakespeare'nin 'Hamlet' ve 'Fırtına'sını okumanızı şiddetle öneririm. Sürekli alıntılar yapılıyor ve animenin geneli zaten Shakespeare'nin bir oyunu tadında geçiyor.





Karakter derinliklerine gelecek olursak, ana karakterler yeteri kadar açıklanmış fakat yan karakterler animede çok yüzeysel geçilmiş. Mesela Hakase'yi adaya atan Somon Yaradılış Ağacındaki mantıksızlığı nasıl fark etti? Ya da klanı buna nasıl ikna etti? Sonra Aika neden evlatlık alınmıştı? Gibi bir çok yan soru cevaplanmamış kaldı.





Fakat animenin geneline baktığımızda konu güzelce oturuyor. Mantık hatası yok denecek kadar az. Genel soruların hepsi bir cevaba kavuşturulmuş, sahneler gerektiğinden fazla uzatılmamıştı.

Sonuç olarak sevgili Dünyalılar anime severlere kesinlikle önereceğim bir anime.

Yeni Yıldan Beklediklerim

Tekrar selam sevgili Dünyalılarım.

Geçen sene belki hatırlayanlarınız vardır.’2017’den Beklentilerim’ adlı bir Mim yapmıştım. Aslında tek istediğim o Mim’i tekrarlamaktı. Ama tıpkı her zamanki gibi ‘Neden daha fazlası olmasın?’ diye düşündüm. 

 (Hadi yapalım şu işi)

Şimdi birincisi lütfen rica ediyorum devamlılık gösterebilecekler katılsın bu mim’e. Çünkü yazıp kenara atacağımız bir mim olmayacak.

Olayımız şu, her Aralık ayının ortasında gelecek yıldan neler beklediğimizi ayrıntılı şekilde maddeler halinde yazacağız. Bunlar bir dua, bir dilek, bir totem oluyor. O sene bitiminde yine Aralık ayının ortasında o maddelerin ne kadarının gerçekleştiğini, gerçekleşmeyenlerin ise neden gerçekleşmediğini yazacağız.



Böyle bir etkinlik düzenlememin sebebi bir şeyi fark etmem. Fark ettiğim şey geçen sene bu mimi yazdıktan sonra bu senenin sonunda yazdığım şeyler çoğunun gerçekleştiğini gördüm. Bu özellikle aramızda depresyonda olanlar, umutsuz olanlar için çok harika bir totem olabilir.

Tek kötü yanı ise çok uzun periyotta tekrar edecek bir etkinlik olacağından düzenli olarak katılacak az insan olacak sanırım. Lütfen katılanlar aşağıda belirtsin, hepsini tek tek okumak istiyorum.


2017’den İstediklerim

1.Başarı


Hem gerçekleşti hem gerçekleşmedi. Kulübün idari kuruluna katılmak istiyordum bu oldu. Fazlasıyla ses getiren bir etkinlikte organizatör olarak görev aldım. ('Bir organizasyonun sahne arkası' için tık) Ama akademik başarım düşmeye devam ediyor.

2.Daha Fazla Renkli Kalem


 İstemediğim kadar aldım. Hem de istediklerimi aldım. Yazıda bahsettiğim kalemleri aldım hem de geçen ay. Ama bundan sonra kalem almak yok. Evet cidden.

3.Kitap


Yazıda bahsettiğim kitaplardan sadece Gazap Üzümleri ve Bülbülü Öldürmek’i alamadım. Bunlar aslında yazıda bahsettiğim kitaplar değiller ama olsun.

4.Miya Planner


Başta alacaktım. Ama tam alacakken bullet journalı  keşfettim. Ve o çok daha işime yarıyor açıkçası. Hatta bu yıl (@elena.studies) instagram hesabımdan bullet journalımı takip edebileceksiniz. Umarım birilerine ilham olabilirim.

5.Doların Düşmesi


Bunu yazdığım zaman dolar 3.52’ydi. Yorum yapmayacağım.

6.Burs


Evet bu da oldu. Şu an benim ‘Yaşam Koçum’ dediğim  ablam her ay bana harçlık yolluyor. Ona buradan tekrar teşekkürlerimi ve minnetlerimi sunuyorum.


7.Daha az depresyon ve sorun


Daha az depresyondaydım en azından yılın sonuna doğru. (Bunu yazdığım yazıların artmasından anlayabilirsiniz) Ama sorunlar yığınla geldi beni buldu tabi. Neyse atlattık bir şekilde.

8.Romanımı yarılamak

(İsyanımın dile dökülmüş hali)

Yazanları, yazılanları ve basılanları gördükçe yazmaktan tiksindim. Gerçekten. En yakınımda olanlar bunun büyük bir hata olduğunu savunsa da piyasada bu kadar çok ‘Ucuz Roman’ varken benim yazacağım kitabın da onların arasında kaybolmasını istemiyorum.

5.5/8 fena değil bence. 2018'den beklediklerime geçmeden önce bu mimi yapmasını istediğim (umarım yapar benim sevimli Dünyalılarım) arkadaşlarımı etiketleyeyim.

Kara Liste😂😂

Annesinin Prensesi
Aslıhan'ın Dünyası
Berika'nın Günlüğü
Bir Küçük Elif Meselesi
Deeptone
Kız Kardeşler Arasında
Kitap Eylemi
Lila'nın Güncesi
Meczup Yazar
Sibelynka
Sosyal Medya Kafe
Şeyda'nın Günlüğü
Yalçın Güler

Unuttuklarım varsa darılmasın lütfen. Ve gören herkesi davet ediyorum. Lütfen aşağı yapıp yapacağınızı belirtmeyi unutmayın ki sizi takip edebileyim. Ve yeni katılanlara kuralları mutlaka söyleyin.

Gözüm üzerinizde. 😋😋


2018’den İsteklerim


1.Hızlı Geçmesi


Gerçekten ilk bunu istiyorum. Çünkü ruh eşim bir süre bir yere gidecek. Bir yıl boyunca olmayacak. Benim iki alternatifim var:

A) Yıl boyunca depresyona girmek, yataktan çıkmamak. 
B) Kendime öküz gibi yüklenip, öküz gibi görevler verip onu düşünemeyecek kadar çok çalışmak. 

Ve ben B’yi seçtim.


2.İdeal Kiloma İnmek


Hayatımda ilk kez zayıflamak istiyorum. Çünkü çok kilo aldım. Hani davul gibi olmadım ama almış başını gidiyor bu kilo. O yüzden diyetisyene gidiyorum. (Az önce 2 tane somun ekmek tantuni siparişi vermemiş gibi çek kanka)


3.Belirlediğim 3 challenge’i başarılı şekilde bitirmek


Ve devamı bunları devamlı şekilde bullet journal hesabımda paylaşmak. (@elena.studies) Elimde belirlediğim 3 challenge var. Bunları zaten oradan anlatacağım merak edenleri instagram hesabıma beklerim.


4.Fonksiyonel bir sırt çantası almak


Çok dayanıklı, su geçirmez bir eastpak çanta aldım 3 sene önce. Hayır sıkılmadım. Ama ihtiyacımı karşılamıyor. En başta leptop gözü yok. Leptobu içine koyduğum zaman ödüm patlıyor bir şey olacak diye. Sadece 2 gözü olması çok sıkıntıya sokuyor beni. Şişelerim açılıyor, koyduğum kuru yemişler dağılıyor. Düzgün bir çanta is ti yo rum


5.Fonksiyonel bir kalemlik almak


 Ufak bir tane almıştım. Bu beni okulda idare eder diye düşündüm ama nafile yani. Şu herkeste olan vagon kalemlikler çok işimi görür fa kat ‘Herkeste olan’ dediğim için bu seçeneği eleyebiliriz.Bu yüzden büyük yine çok gözlü bir kalemlik bulmam gerekiyor


6.300 Dünyalıya ulaşmak

 Buna sadece hadi inşallah diyebiliyorum.



İşte bu kadar hadi bakalım pamuk eller klavyeye. Bekliyorum hepinizi.


Bir Organizasyonun Sahne Arkası

Se-lam Dünyalılar.

Aranızdan -umarım- bana sövenler yoktur. 'Tam geldim diyordu gene kayboldu. Yalancııı.' diye. Çünkü neredeyse bir aydır yazamamamın sebebi Instagram'dan takip edenler bilir (@yalnizamaozgur) benim organizatörü olduğum bir etkinliğin kapıda olmasıydı.



Vee etkinlik günü geldi çattı! 90 kişilik bir organizasyon ekibini yönetmeye çalışan 3 koordinatör ve bizim başımızda bir genel koordinatör. Tam anlamıyla kaos! Tabi eğer yönetme konusunda başarısız olursanız!


 Sahnedeki İlker Ayrık bu arada. Hani 'Ben Bilmem Eşim Bilir!' programının sunucusu varya. O işte. (Nasıl mı getirdik? ehehehe bu bi sır.)

Ben iki yıl önce Yazılım ve Teknoloji Zirvesi ile ilk hazırlık okurken tanıştım. Bizim için yani katılımcılar için çok basit geliyor. Gidip oraya gelen konuşmacıları dinlemek. Ama gerçekten işin iç yüzü  hiçte öyle değil.


Hazırlıklar yazın başlıyor. Temel olarak bir organizasyonun üç temel kolu var. Benim gözlemlerime göre yani.

1)Konuşmacılar
2)Organizasyon Ekibi
3)Katılımcılar

Konuşmacıların ayarlanmasına en az altı ay önceden başlanması gerekiyor. Bunun sebebi insanların yoğun olması, maillere geç dönmesi (cidden çok geç dönmesi 2 ay sonra dönen vardı arkadaş ya) gösterilebilir. Hem erken kalkar yol alır hacı.



Konuşmacı belirlemek kolay iş değil. Üniversitede çıkaracağınız herhangi bir etkinlik için diğer üniversitelerdeki benzer temalı olan etkinlikleri araştırmanızın gerekliliği kaçınılmaz. Bu size zaman kazandırabilir. Beyin fırtınaları, iş bölümleri... Ben sadece Barış Özcan'dan dönüş almak için bir hafta boyunca sabah akşam mail attığımı biliyorum.

Tabi olumsuz sonuç aldım ama olsun. Önemli olan denemekti.


Konuşmacılar belirlendikten sonra sıra reklam aşamasına geliyor. Bu ikisinin sırası değişmez. Çünkü belirli olmayan markaların konuşmacılarının reklamını yapıp katılımcı toplayamazsınız. Reklam için sosyal medyaya reklam verebilirsiniz. (Tabi parasıyla) ve broşür, afiş bastırıp izinler alarak bunu bulunduğunuz yerde dağıtabilirsiniz. 



Ve bir de organizasyon ekibi var. Biz bunu ekibi biraz geç topladığımız için sebebi de bizim etkinliğimiz kulüpteki ilk etkinlik olması, çoğu işi biz koordinatörler yapıyoruz. Bunun diğer sebebi de organizasyon ekibinin %90'ının tecrübesiz olması. O tecrübeyi, ekip ruhunu bir şekilde oluşturuluyor ama ekip sanki bir yıl önceden oluşturulabilse çok daha iyi olur aslında. 



Ama sonuç olarak harika bir etkinlik çıkardık ve ben öldüm. İşte bu kadar dünyalılar. Umarım arayı çok açmam. 

Öldürücü 7 Gün #8 İlk Çalışma Deneyimim ve Fazlası

Se-lam! Sevgili dünyalılar....

Beni Instagram'da (@yalnizamaozgur) takip edenler bilir geçtiğimiz hafta ilk iş deneyimimi edindin.
Yarı zamanlı işler beni epey bir korkuttuğundan dolayı ilk önce dönemsel işlerle başlamak istemiştim uzun zamandır. Fakat bir türlü denk gelmemiş, ayarladığımız işlerde daima bir terslik çıkmıştı.
Geçen hafta şeytanın bacağını kırdık!


Çalıştığım stant  belediyeye aitti. Bize verilen görev ise müdürlere servis yapmak. Yani evinize gelen misafirlere ikramlarda bulunmak, boşları toplamak, etraftaki çöpleri arada toplamak, bir ihtiyaçları var mı diye sormak...

Çok zor bir işe benzemiyor değil mi? Değil zaten. Fakat şöyle bir sıkıntı var ki bedava yiyeceği, içeceği gören herkes kendini müdür ilan ediyor. Ciddiyim. Şimdi üstleriniz size 'Onlara servis yapmayacaksınız.' diyorlar sizi ortada gören diğer personeller sizden bir şeyler istiyor. Yapılacak şey nedir?

Sizin yetkili olmadığınızı açıklamak. Evet bu kadar basit. Hızlı şekilde düşünmeli ve hızlı şekilde çözmek gerekiyor bazı sorunları.

Fuar alanı bizim eve çok uzak değildi. Yarım saatlik yol mesafesi. İşte zor değil. Ama benim ayaklarım çok ağrıdı. Neden çünkü patates Elena hayatının uzun bir süresini bilgisayar başı veya yatağında geçirdiği için hareket etmek ona zor geliyor.


Fakat bittiğinde döndüm dedim ki 'Arada yaparım ben bu işi la.'

Böyle işte. Kazandığım paranın bir kısmını bir aydır gitmek istediğim butik pizzacıda ruheşimle gömdük.




Bir kısmını yine Instagram'da takip edenler bilir çok uzun süredir istediğim hatta 'İlk Etkinlik. Mim mi Deniyordu Buna?' yazımda da bahsettiğim kalemleri aldım. SONUNDA.

Eheheh bu arada bunlar son kalem alışverişlerim. Çok ciddiyim! Çünkü minimalizm ne kadar sevdiğim bir şey olsa da bu kadar kaleme bu kadar para harcamamı hoş karşılayan bir ideoloji değil.


Bir de son olarak okulumda harika bir yer buldum! Bir ara işim devlet konservatuvarının oralara düştü. Neyse gezinirken konservatuvarın arkasında biraz büyük bir çimenlik alanının olduğunu gördüm. Fakat işin harika yanı alıştırma yapan öğrencilerin müzik aletlerinin sesiyle ziyafet çekebiliyorsunuz.

Videosunu Instagram'a koydum.


Bu arada sevgili dünyalılar geçen senenin sonunda yaptığım mim vardı. '2017'den Beklentilerim' adlı. Aralık ayının sonu gibi o beklentilerin hangilerinin gerçekleştiğini hangilerinin neden gerçekleşemediğini yazacağım umarım. Benimle o mimi yapanların da aynısını yapmasını tavsiye ederim. Ve ardından 2018'den beklentilerim gelecek.

2018 hakkındaki düşüncelerimi sonra konuşuruz. Çünkü zannımca korkutucu bir yıl beni bekliyor. Ve ben korktucu diye deliğe kaçmaktansa daha zor kararlar alıp kendimi iyice sıkıştırmayı planlıyorum.

Hepsini anlatacağım Dünyalılar. O zamana kadar kendinize iyi bakın! Bir de x yaşından önce x madde şeklinde hedef koyanlar varsa kendilerine bunun yararlı olup olmadığı hakkında bir yorum bırakabilir mi acaba? Bende yapmak istiyorum fakat biraz korkuyorum açıkçası.

Kendinize iyi bakın Dünyalılar!