Hey,Dünyalı!

/
4 Comments

Karışılıklar. Binlerce düşünce birbirine girmiş. Oysa hepsinin ayrılıp, dosyalanıp zihnin tozlu raflarına konulmaları gerekiyor.

En iyisi en baştan başlamak.

Son on yada en iyileştirilmiş bir biçimde son beş yılımızın hastalığı ne olarak tanımlanabilir? Açgözlülük, yalan veya kıskançlıktan bahsetmiyorum. Bunlar insanın dünyada varoluşundan süregelen tedavi edilemez ruhsal bozukluklar bana göre.


Özgürlük ve Yalnızlık.


Herkes bir şeylere tutsak olduğunu söylüyor. Kimi ailesine kimi bir türlü kurtulamadığı geçmişine kimi paraya kimi internete. Herkes özgür olmak bir şeyleri silmek yeniden başlamak istiyor. Kimse savaşmıyor. Herkes kolay yolu tercih etmek istiyor.

'Kaçıp gitmek istiyorum.!'
'İyi de nereye?'
'Özgür olabileceğim bir yere.'

Öyle bir yerin var olduğunu hiç sanmıyorum. Biz insanız ve çoğu zaman hata yapmaya mahkum varlıklarız. Ne gereği var yaptığımız hatalardan kaçmaktan. Bırak kabullen onları. Kucakla! O kararı sen verdiysen, katlanacaksın acısına. Almak zorundasın sorumluluğunu.

Konu çok dağıldı. Ne diyordum? Hah, Özgürlük.

Nereye kaçarsan kaç ya da saklanırsan saklan bir şeyler seni yönetecek Dünyalı. Topluluk içinde olacaksın nereye gidersen git. Kendi türündekiler ile birlikte yaşayacaksın. Her zaman bir yönetici bir lider bir gözcü olacak başında. Seni kontrol edecek, denetleyecek. Deneyimini aktarmaya çalışacak belkide. İkincisi ise para. Bir toplumun dönmesi bir çarkın işlemesi için gerekli olan temel taş.Yöneticiye bağlı olmasan bile paraya bağımlısın Dünyalı kabul et artık. Onsuz yaşayamazsın. Onun olduğu kadar yaşam standardın yükselir. Onu kazanmak için geceni gündüzüne katarsın. Ve daha bir sürü şey.

Ama en karanlık olanı her insanın doğduğundan beri kendisinde bulanan bir şey. Buna nefis deniyor. Hiçbir şeye bağımlı değilsek bile kendi asla bitmeyecek, tükenmeyecek isteklerimizin bağımlısıyız. Zaten hepsinin kilit noktası bu değil mi ? İsteklerimizi karşılamak için para kazanmak zorundayız. Para kazanmak için bir işe girmeliyiz. Bir işe girmek için de birilerin lafını dinlemek gerekiyor.

İşte Dünyalı. Hani özgür olmak istiyorum diyordun ya. Gece gündüz Twitter'a özgürlük ile ilgili naralar atan sen varya. Bütün sorun senin yazılımında. Özgür olamazsın asla olamayacaksında. Bunun için birilerini suçlamaya kalkma hiç. Sonuçta ne demişler;


İnsanız, en şerefli mahlûkuz ! Deyip de pek fazla övünmemiz haksız ;Atamız elma çaldı cennetten.Biz, o hırsızların çocuklarıyız...
                                   


Marstan diğer seslenişler;

4 yorum:

  1. Ah o para yok mu efendim! Ne demeli ki ona... Onun miktarı kadar yaşıyoruz, doğru...
    Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu bizim suçumuz değil. Suçumuz olan şey ise ne kadar tabiri caiz olamasa bile paraya 'tapmak'. Sonuçta hepimiz kapitalist rejimin birer kölesiyiz azizim.

      -Sağlıcakla kal.

      Sil
  2. Ozgurluk nazli bir kuşun kanadinda... Elimizi uzatsak dokunacagiz, goruyoruz, farkindayiz, yakiniz. Ama en nihayetinde sahip oldugumuz gozlerin yalancisiyiz. Cunku aslinda icten ice biliyoruz ki bir elimiz o nazli kusun kanadina uzanirken diger elimiz olesiye korkak, dusmemek icin sıkı sıkıya kavramis korkuluklari.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar edebi bir yorum. Zihnim tazelendi resmen.

      Sil